Anket Başlığı: Tuvaleti nasıl bulmalıyız ?
Anket kapatılmıştır.
Oturma kapağı ve dış kapak kapalı durumda.
46.15%
12 46.15%
Oturma kapağı kapalı, dış kapak açık durumda.
26.92%
7 26.92%
Oturma kapağı ve dış kapak açık durumda.
26.92%
7 26.92%
Katılımcı sayısı: 26 100%
* Siz bu anket için oy kullanmışsınız. [Anket Sonuçlarını Göster]


Konuyu Paylaş : facebook gplus twitter

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.5/5 - 2 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Alafranga Tuvalet
#21
Evet kısa süreli anketimizin sonuna geldik. Sorulan basit bir mantık sorusu idi, ancak günlük hayatta karşılaşacağımız bir senaryo ile ilişkilendirilmişti.

Anketi ve sonuçlarını hatırlatma babında;

  1. Oturma kapağı ve dış kapak kapalı durumda. 12 Katılımcı
  2. Oturma kapağı kapalı, dış kapak açık durumda. 7 Katılımcı
  3. Oturma kapağı ve dış kapak açık durumda. Ben de dahil 8 Katılımcı
Verilen doneler:
  • Bahse konu tuvalet bir iş yeri tuvaletidir.
  • Bahse konu tuvaleti iş ortamında birden fazla insan kullanmaktadır.
  • Bahse konu tuvalet bir alafranga tuvalettir.
Bu bağlamda; 
  • Bahse konu tuvalete kadınlar ve erkekler'de giriyor olabilir.
  • Tuvaleti kullanan tüm erkeklerin, aynı kültür ve eğitim düzeyinde olmama ihtimali bulunmaktadır.
  • İnsanların tuvalet ihtiyaçını giderme konusundaki bakış açıları farklı olabilir.
  • Tuvalet ihtiyacı fazlası ile kendisini sıkıştıran bir erkek için, ihtiyaç ayakta giderilmeye çalışılabilir.
  • Ayakkabısını bağlamak isteyen birisi, tuvalet taşını bir destek olarak kullanabilir.
  • ...
Tüm bu ve buna benzer ihtimaller göz önüne alındığında; ayakta hacet giderme eyleminin gerçekleşme ihtimali bir hayli yüksektir. Bu durumda; 1nci ve 2nci şıklarda olduğu gibi, tuvalet kapaklarının kapalı olması; maalesef kirli bir netice verecektir.

 Bu soruyu sorma nedenim, programcıların negatif sonuçları minimize etmeleri gerektiğine inanmam. Bu kadar basit bir soruda neden 3 ayrı sonucu da işaretleyen kıymetli katılımcılarımız oldu peki ?

Elbette herkes kendi işaretlediği seçeneğin dayanaklarını benden çok daha iyi bilir; ancak ben bir tahminde bulunmak isterim.

Birinci seçeneği işaretleyen arkadaşlarım; tuvaletin kokusunun kimseyi rahatsız etmemesini arzuladıkları için kapakların kapalı olması gerektiğini düşünmüş olabilirler. Ancak bu güzel düşünce, olumsuzlukları minimize etmiyor. Koku için hemen her tuvalette bir havalandırma bulunmaktadır.

İkinci seçeneği işaretlemiş olan arkadaşlarım; muhtemelen ev alışkanlıklarını kanıksamış durumdalar. Ev ortamında hanım, bey ve çocukların oluşturduğu çekirdek ailede genelde ayakta hacet gidermeye bir neden yoktur. Zaten istenen de bu değildir. Tuvalette acele etmenizi gerektirecek bir neden ya da tuvaleti her daim kullanabilecek yabancılar da yoktur. Bu alışkanlık; kanıksanmış olabilir ve arkadaşlarımız bu neden ile ikinci seçeneğe yönelmiş olabilirler.

Oysa biz bir iş ortamından bahsettik ve en mantıklı olan çözümü sorduk. Benim görüşüme göre en mantıklı olan çözüm; tuvaletin oturma kapağına hacet giderilebilme ihtimalini minimize eden 3ncü seçenektir.

Bu sorunun nedeni; yazdığımız programları sadece bizlerin kullanacağını varsaymamamızı hatırlatmak, bizlerin düşüncelerinin her daim doğru olamayabileceğine vurgu yapmak, başka bakış açılarından da bakabilmeyi düşündürtmek, bir sorunu etraflıca analiz etmenin gerekliliğini yeniden anımsatmak, programcının vazifesinin hataları/sorunları minimize etmesi gerektiğini ifade etmek idi.

Şimdi sizlerin de neden'lerinizi okumak ister sanırım tüm arkadaşlarımız.
Mal sahibi, mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi ?
Mal da yalan mülk de yalan
Var biraz da sen oyalan...
WWW
Cevapla
#22
Merhaba,
3.Seçeneğin benim için doğru bir seçenek olduğunu tereddüt etmeden birkaç saniye içerisinde işaretledim. 
Bir alışkanlık olsa gerek, kullanacağım malzemelerin tamamen kendi kontrolüm ve denetimim altında olmasını isterim. 
İlk başlangıç ayarlarını veya düzenini de kendim yapmak isterim yada öyle olması bana daha çok güven veriyor diyelim.

Anketi yukarıdaki prensiplerimle bağdaştıracak olursam;
* Her iki kapak açık konumda olması, her yönüyle bana ortamın gayet güvenilir olduğunu (açık kaynak koda benzetebiliriz), görünenin haricinde olası bir tehlikenin olmadığını gösteriyor. 
- İlk aşamada; kullanacağım tüm malzemeler/referanslar hazır halde, nasıl kullanacağımı bana bırakmış durumdadır. 
- İkinci adımda; ilk kapağı indirir, durumu gözlemlerim. Bir olumsuzluk yok ise 3. adıma geçerim. Aksi durumda başlangıç konumuma geri dönmeyi tercih eder ve çıkarım.
- Üçüncü adımda; sırada bekleyen tüm iş/metodları uygularım.
- Son adımda; eski haline geri getiririm.
Her bir aşaması, sürekli kullandığımız oluşturulabilen ve yok edilebilen Obje gibi geliyor bana.
While true do; Hayat döngüsü, kısır değildir! Yapılan bir yanlış, o döngünün dışına çıkmanızı sağlayacaktır.
WWW
Cevapla
#23
Saglik acisindan hele ki isyeri gibi tuvaleti kullanan kisi sayisinin cesitli oldugu bi ortamda butun kapaklarin kapali olmasi gerekmektedir. Ozellikle sifon cekilmeden once kapaklar muhakkak kapatilmalidir. Mythbusters ekibi kapak kapatilmadan cekilen sifondan dolayi tuvalettiki bakterilerin 5 metre otedeki objelere bulastigini gostermislerdi.

Bu da Mehmet Oz'un konuyla ilgili makalesi.
Linkleri Görebilmeniz İçin Giriş yap veya Üye Ol

Kapaklari kapali tutalim , ozellikle isyeri gibi ortak kullanim alanlarinda daha cok dikkat edelim. Dis fircasi gibi seyleri etrafta birakmayalim.
ayrica sicak hava ile kurutma yapan aletlerde benzer sekilde eldeki bakterilen havaya karismasina neden oldugu icin o aletin kullanimini da tavsiye etmiyorlar.
Sabunlu suyla elleri yikamak ve kagit havuyla kurulamak daha iyi.
WWW
Cevapla
#24
Merhaba,

Seçenekleri okuduktan sonra 3. seçeneği istemsizce işaretledim. Benim için de bir alışkanlık olması dışında, Fesih Bey'in söylediği gibi; güven hissi uyandırıyor. Ne ile karşılaşacağınızdan ziyade, kullanıma hazır, stand-by konumda değil; biraz efor sarf ederek hazır hale getirmeye uygun, ve ilk saniye itibariyle büyük pencereden bakıp her şeyi tahlil edip, kararınızı rahatlıkla verebiliyorsunuz.

İkisinin kapalı olması ihtimali aslında 3. seçenekte sunulanları hissettirecek türden bir toplumda yaşıyor olsak ideal bir seçenek olabilirdi, belki, yine de, böyle bir ihtimalde hijyen ve sağlık açısından temas bile soru işareti oluşturuyor. 2. seçenek kesinlikle bir ev ortamı ve belirli kurallar çerçevesinde olması gerekenin sağlanacağını hissettiriyor, ancak herkese açık bir yerden bahsediyorsak bu seçenek çok sağlıklı gözükmüyor.

Olayı programcı yaklaşımı ile tekrar gözden geçirirsek;
Kod okunaklığı dediğimiz şey paylaşımlı bir kütüphanenin farklı bir geliştirici tarafından rahat, konforlu ve kolayca okunma, düzeltilme ve geliştirilmesine imkan sunar. Tamamen kapalı olan bir tuvalet için bu söylediğimiz hiç örtüşmüyor. Efor sarf etmek ve vaziyete göre karar vermek gerekiyor; böyle bir referans alınmalı mı alınmamalı mı diye.

Her ne kadar implementasyon tüm işi yapıyor olsa da, interface bize ipuçlarını ve ihtiyacımızı karşılayıp karşılamadığını çok sade bir biçimde gösterir. Bu bağlamda herhangi bir olay veya durum yaşandığı yada yaşanacağında ön analizlerimiz bize tüm kapsam hakkında bilgi sunmalı. Bir nevi kod geliştirmek için aşina olmadığımız bir sektörden talep geldiğinde yapacağımız tahlil ve analizler gibi. Bu açıdan iki kapağın açık olduğu seçenek şüphesiz ki sade, bariz, ve anlaşılır olarak karşımıza çıkacaktır.

Üçüncü bir mesele; virüs, anti-virüs kavramları. Herkese açık (public) konumdaki bir kapı kolu bile bizim için çok ciddi bir risk unsurudur. Özellikle tuvalet gibi mikroorganizmaların yaygın ve hareket halinde olmalarını hesaba koyarsak; üstüne de paylaşımlı olduğu için gelecek her türlü riskli kullanıcıların yapabileceklerini hesaba koyarsak, hiç temasa geçmeden her şeyden haberdar olup devam/tamam karar mekanizmasını tetikleyebiliriz. Bu da Tuğrul Bey'in minimize demek istediği meseledir.
{ talk is cheap show me the code. }
Cevapla
#25
(06-02-2018, Saat: 12:58)sadettinpolat Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Linkleri Görebilmeniz İçin Giriş yap veya Üye OlSaglik acisindan hele ki isyeri gibi tuvaleti kullanan kisi sayisinin cesitli oldugu bi ortamda butun kapaklarin kapali olmasi gerekmektedir. Ozellikle sifon cekilmeden once kapaklar muhakkak kapatilmalidir. Mythbusters ekibi kapak kapatilmadan cekilen sifondan dolayi tuvalettiki bakterilerin 5 metre otedeki objelere bulastigini gostermislerdi.

Bu da Mehmet Oz'un konuyla ilgili makalesi.
Linkleri Görebilmeniz İçin Giriş yap veya Üye Ol

Kapaklari kapali tutalim , ozellikle isyeri gibi ortak kullanim alanlarinda daha cok dikkat edelim. Dis fircasi gibi seyleri etrafta birakmayalim.
ayrica sicak hava ile kurutma yapan aletlerde benzer sekilde eldeki bakterilen havaya karismasina neden oldugu icin o aletin kullanimini da tavsiye etmiyorlar.
Sabunlu suyla elleri yikamak ve kagit havuyla kurulamak daha iyi.

O kapakları kapalı tutarsanız; bir gün oturacağınız yerde hacet kalıntıları ile karşılaşabilirsiniz. Daha açık yazamıyorum, anlamışsındır sanırım güzel kardeşim. Toplu ihtiyacın giderildiği bu tarz bir ortamda en mantıklı olan çözümden dem vurmuştuk. En sağlıklı ya da en hijyenik olanından değil.

 Elbette gönül ister ki; herkes aynı hijyen koşullarına riayet etsin. Ancak programcı bu tarz ihtimalleri açıkta bırakmayan kişiye verilen addır.
Mal sahibi, mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi ?
Mal da yalan mülk de yalan
Var biraz da sen oyalan...
WWW
Cevapla
#26
Ben ilk seçenekde bırakır ve öyle bulmayı umarım.
Bunun nedenleri;
* kapalı konumda bulmak, önceki kullanıcının oturarak ihtiyaç gördüğü fikrini uyandırıyor ve bu da ayakta ihtiyaç görene nazaran daha temiz bir çalışma olduğunu düşündüyor.
* İhtiyaç sonrası sifonla olan sıçramaların dış ortama olmadığını düşündürüyor.
* Lavaboyu elini yıkamak için kullanacak birine gereksiz bilgi vermiyor Smile
Açık bulduğum klozetlerde yine bir ön temizlikle kullanırım.
Ama oturma kapağı kalkmış olanlar direk olarak ayakta ihtiyaç görüldüğü izlenimi doğurur mümkünse kullanmam çok zorda kalırsam ayakta
Topluluk mopluluk yok :/
Cevapla
#27
Alıntı:Elbette gönül ister ki; herkes aynı hijyen koşullarına riayet etsin. Ancak programcı bu tarz ihtimalleri açıkta bırakmayan kişiye verilen addır.

O zaman şöyle bir soru sormak gerekir. Programcının asıl amacı ne olmalıdır ? 

Ortama uyum sağlamak mı yoksa insanları olması gereken en uygun duruma yönlendirmek mi ?

Kapakta hacet bulmak her durumda meydana gelebilir , bunun kapağın açık ya da kapalı olması ile çok alakalı bir durum olduğunu düşünmüyorum. 
Bence programcı sağlık açısından en uygun durum neyse insanları o duruma yönlendiren kişi olmalıdır.
WWW
Cevapla
#28
Soru, ilk sorulduğunda biraz garipsemiş ve asıl amacın ne olduğunu anlayamamıştım. Bu, gayet hileli bir soru sorma yöntemi ve bunu tasvip etmiyorum. Soru daha açık ve daha net sorulabilir, asıl niyetin ne olduğu, asıl test edilmek istenen şeyin ne olduğu daha iyi ifade edilebilirdi.

Soruya verilen yanıtların ve sonrasında da yayınlanan gerekçenin açıklanmasıyla birlikte aslında bizden "iyi bir programcının nasıl bir tercihte bulunması gerektiği" ve bunu "mantık çerçevesinde yapması" gerektiği telkin ediliyor. Doğru bir telkin gibi gözüküyor fakat bir yönüyle eksik.

Konu her ne kadar mantık ekseninde foktan bir örnekleme üzerinden başlatılmış olsa da; bizler programcı olarak sadece mantığımızla hareket etmekle yükümlü değiliz. Bu noktada, mesleki açıdan "mantık", "Gerek Şart" olabilir, katılıyorum, mantık olmazsa bu iş baştan olmaz zaten. Ama her zaman için tek başına ve sadece mantık "Yeter Şart" değildir.

Bizler, programcı olarak yazdığımız kodlarla, yaptığımız işlerle, yani fiili eylemlerimizle de sorumlu ve yükümlüyüz. Yaptığımız işlerin sonuçları bir çok insanın hayatını, yaşam şeklini, gelirlerini ve giderlerini dolaylı da olsa etkiliyor. Gerek sağlık sektöründe, gerek finans sektöründe, gerekse hukuk sektöründe (ve özellikle de icra kısmında) bunların örneklerini gayet net görebiliyoruz. Dolayısıyla bir programcı olarak kendimizi sadece mantıkla sınırlandıramayız. Bu konuda en belirleyici etmenlerden birisi de Vicdan kavramıdır.

Bu kavramı bir örnekleme üzerinden anlatmak gerekirse; Bir adada mahsur kalmış, birisinin vicdanı ağır basan, diğerinin ise mantığı ağır basan iki kişi olduğunu ve adadaki yiyecek ve barınma ile ilgili kaynakların ise sadece 1 kişiye 1 hafta yetecek kadar olduğunu vbarsaydığımız "kurgusal" bir ortamda mantık, sizi "diğerini öldür, böylece fazladan 1 hafta daha sen hayatta kalabilirsin" fikrini empoze eder. Vicdan ise; "hayır, onu öldürürsen, sadece kendi ölümünü geciktirmiş olursun, bu adadan kurtulmak istiyorsan onun da yardımına ihtiyacın var" der... Burada mantığın yaklaşımı aslında o kadar da mantıklı değil, bunu görmek lazım. Vicdanın yaklaşımı ise hem birlikte var olmaya imkan tanıyor, hem de var olabilmek için yeni kapılar açıyor... Üstelik yükü de ödülü de paylaşabilmemizin yolunu açıyor...

Olaya biraz felsefi açıdan yaklaşmış olabilirim fakat sonuç olarak vicdansız bir mantıktan yana değilim. Mantık, vicdan varsa işe yarar, öbür türlüsü bizi robotlardan ayıran geriye ne kalıyor?

Dolayısıyla mükemmel ve çok mantıklı bir programcı olabiliriz ama bu, bir vicdan ile tamamlanamıyorsa malesef gerisi boştur...

Vicdan = kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili olarak bir yargıda bulunmaya yönelten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerinde dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de yükleyen içsel bir yetenektir. Yetenek olması hasebyile de herkeste bulunmaz...
Peyami Safa: "Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanılır. Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır". 
Can Yücel: "Toprak gibi olmalısın! Ezildikçe sertleşmelisin! Seni ezenler sana muhtaç kalmalı! Hayatı sende bulmalı."
Cevapla
#29
(06-02-2018, Saat: 14:36)sadettinpolat Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Linkleri Görebilmeniz İçin Giriş yap veya Üye Ol
Alıntı:Elbette gönül ister ki; herkes aynı hijyen koşullarına riayet etsin. Ancak programcı bu tarz ihtimalleri açıkta bırakmayan kişiye verilen addır.

O zaman şöyle bir soru sormak gerekir. Programcının asıl amacı ne olmalıdır ? 

Ortama uyum sağlamak mı yoksa insanları olması gereken en uygun duruma yönlendirmek mi ?

Kapakta hacet bulmak her durumda meydana gelebilir , bunun kapağın açık ya da kapalı olması ile çok alakalı bir durum olduğunu düşünmüyorum. 
Bence programcı sağlık açısından en uygun durum neyse insanları o duruma yönlendiren kişi olmalıdır.

Programcının asıl amacı minimum bug ile efektif kod yazabilmektir. Olumsuz durumları minimum'a indirgemektir. Kendisine mantıklı gelen yolu izleyen değil, kullanıcıların neler düşünebileceğini tahayül edip, nerelerde hatalar yapabileceklerini bilen ve önlemini almaya çalışan kişidir programcı.

Kapakta hacet bulmak her durumda gerçekleşmez. 3ncü seçenekte dediğinin gerçekleşebilmesi için bir kötü niyet olması gerekir. Oysaki 1 ve 2nci seçeneklerde, çok sıkışmaktan, kapağı kaldırırken elinden düşürmekten vb. kazara oluşabilecek nedenler ile tuvaletin oturma kapağına basbayağı küçük abdest yapılmış olabilir.

Bu yüksek ihtimali görmezden gelmek düzgün bir programcılık ve analiz olmaz güzel kardeşim. Programcı mükemmeli hedeflemeli, kodu her türlü etkiden korumaya çalışmalı, analizde açık bırakmamaya gayret etmeli, bütün ihtimalleri düşünmeli ve kodu kendisinden ve tüm bu olumsuz olasılıklardan korumalıdır. Bana göre programcı bu kişidir. Bu kişiler Zeki Müren'dir, Müzeyyen Senar'dır, Münir Nurettin Selçuk'tur, Barış Manço'dur; diğerlerinin isimlerini vermek polemik olur.(Sanat yaptıklarını zannedenler diyelim biz onlara)

Tuvalet burada sadece bir örnek idi. Amacın ne olduğunu anketin tamamlanmasından sonra yazdığım ilk mesajda zaten görebilirsiniz. Ancak tuvalet sadece bir örnek dahi olsa; ben yine de en mantıklı seçeneğin her açıdan 3ncü seçenek olduğunu düşünüyorum.

Sağlık ve hijyenin toplumsal alanlarda olmasını beklemek sadece bir hayaldir. Herkesin alışkanlıkları, bilgi ve kültür seviyesi, hassasiyetleri aynı olmayacağı için; ortak bir tutum ve davranış, ortak mekanlarda %100 mümkün değildir. Dolayısı ile hijyen ve sağlıkla alakalı yazdıkların gayet güzel temenniler olsa dahi, seni gerçeklere dönmeye davet ediyorum sevgili kardeşim Wink
Mal sahibi, mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi ?
Mal da yalan mülk de yalan
Var biraz da sen oyalan...
WWW
Cevapla
#30
(06-02-2018, Saat: 14:57)uparlayan Adlı Kullanıcıdan Alıntı: Linkleri Görebilmeniz İçin Giriş yap veya Üye OlSoru, ilk sorulduğunda biraz garipsemiş ve asıl amacın ne olduğunu anlayamamıştım. Bu, gayet hileli bir soru sorma yöntemi ve bunu tasvip etmiyorum. Soru daha açık ve daha net sorulabilir, asıl niyetin ne olduğu, asıl test edilmek istenen şeyin ne olduğu daha iyi ifade edilebilirdi.

Soruya verilen yanıtların ve sonrasında da yayınlanan gerekçenin açıklanmasıyla birlikte aslında bizden "iyi bir programcının nasıl bir tercihte bulunması gerektiği" ve bunu "mantık çerçevesinde yapması" gerektiği telkin ediliyor. Doğru bir telkin gibi gözüküyor fakat bir yönüyle eksik.

Konu her ne kadar mantık ekseninde foktan bir örnekleme üzerinden başlatılmış olsa da; bizler programcı olarak sadece mantığımızla hareket etmekle yükümlü değiliz. Bu noktada, mesleki açıdan "mantık", "Gerek Şart" olabilir, katılıyorum, mantık olmazsa bu iş baştan olmaz zaten. Ama her zaman için tek başına ve sadece mantık "Yeter Şart" değildir.

Bizler, programcı olarak yazdığımız kodlarla, yaptığımız işlerle, yani fiili eylemlerimizle de sorumlu ve yükümlüyüz. Yaptığımız işlerin sonuçları bir çok insanın hayatını, yaşam şeklini, gelirlerini ve giderlerini dolaylı da olsa etkiliyor. Gerek sağlık sektöründe, gerek finans sektöründe, gerekse hukuk sektöründe (ve özellikle de icra kısmında) bunların örneklerini gayet net görebiliyoruz. Dolayısıyla bir programcı olarak kendimizi sadece mantıkla sınırlandıramayız. Bu konuda en belirleyici etmenlerden birisi de Vicdan kavramıdır.

Bu kavramı bir örnekleme üzerinden anlatmak gerekirse; Bir adada mahsur kalmış, birisinin vicdanı ağır basan, diğerinin ise mantığı ağır basan iki kişi olduğunu ve adadaki yiyecek ve barınma ile ilgili kaynakların ise sadece 1 kişiye 1 hafta yetecek kadar olduğunu vbarsaydığımız "kurgusal" bir ortamda mantık, sizi "diğerini öldür, böylece fazladan 1 hafta daha sen hayatta kalabilirsin" fikrini empoze eder. Vicdan ise; "hayır, onu öldürürsen, sadece kendi ölümünü geciktirmiş olursun, bu adadan kurtulmak istiyorsan onun da yardımına ihtiyacın var" der... Burada mantığın yaklaşımı aslında o kadar da mantıklı değil, bunu görmek lazım. Vicdanın yaklaşımı ise hem birlikte var olmaya imkan tanıyor, hem de var olabilmek için yeni kapılar açıyor... Üstelik yükü de ödülü de paylaşabilmemizin yolunu açıyor...

Olaya biraz felsefi açıdan yaklaşmış olabilirim fakat sonuç olarak vicdansız bir mantıktan yana değilim. Mantık, vicdan varsa işe yarar, öbür türlüsü bizi robotlardan ayıran geriye ne kalıyor?

Dolayısıyla mükemmel ve çok mantıklı bir programcı olabiliriz ama bu, bir vicdan ile tamamlanamıyorsa malesef gerisi boştur...

Vicdan = kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili olarak bir yargıda bulunmaya yönelten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerinde dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de yükleyen içsel bir yetenektir. Yetenek olması hasebyile de herkeste bulunmaz...

Bu sorunun neresinde bir hile var ? Üç durumdan başka bir durumun olmadığı bir senaryo'da sizin tercihiniz ne olur ve neden sorusu bu. Bu benim insanları işe alırken sorduğum sorulardan bir tanesi. Fikirlerine ve mantığına güvenen arkadaşların bu tarz sorulardan çekinecek neleri olabilir ki ?

Siz ne demek istiyorsunuz ? İnsanları kandırdığımı mı ima etmeye çalışıyorsunuz ? Yoksa bana vicdansız mı demek istiyorsunuz ?

Altı üstü bir mantık sorusu sordum. Bu kadar tepkinin amacı nedir ? İnsanlar hata yapamayacağına mı inanıyorsunuz ? Bazı zamanlarda mantıksız olamazlar mı ? Herşeyi bilebilirler mi ? İnsanlar mükemmel varlıklar mıdır ?

Eğer öyle düşünmüyor iseniz, bu reaksiyonların anlamı nedir ?
Mal sahibi, mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi ?
Mal da yalan mülk de yalan
Var biraz da sen oyalan...
WWW
Cevapla

Konuyu Paylaş : facebook gplus twitter





Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi