06-02-2018, Saat: 14:57
Soru, ilk sorulduğunda biraz garipsemiş ve asıl amacın ne olduğunu anlayamamıştım. Bu, gayet hileli bir soru sorma yöntemi ve bunu tasvip etmiyorum. Soru daha açık ve daha net sorulabilir, asıl niyetin ne olduğu, asıl test edilmek istenen şeyin ne olduğu daha iyi ifade edilebilirdi.
Soruya verilen yanıtların ve sonrasında da yayınlanan gerekçenin açıklanmasıyla birlikte aslında bizden "iyi bir programcının nasıl bir tercihte bulunması gerektiği" ve bunu "mantık çerçevesinde yapması" gerektiği telkin ediliyor. Doğru bir telkin gibi gözüküyor fakat bir yönüyle eksik.
Konu her ne kadar mantık ekseninde foktan bir örnekleme üzerinden başlatılmış olsa da; bizler programcı olarak sadece mantığımızla hareket etmekle yükümlü değiliz. Bu noktada, mesleki açıdan "mantık", "Gerek Şart" olabilir, katılıyorum, mantık olmazsa bu iş baştan olmaz zaten. Ama her zaman için tek başına ve sadece mantık "Yeter Şart" değildir.
Bizler, programcı olarak yazdığımız kodlarla, yaptığımız işlerle, yani fiili eylemlerimizle de sorumlu ve yükümlüyüz. Yaptığımız işlerin sonuçları bir çok insanın hayatını, yaşam şeklini, gelirlerini ve giderlerini dolaylı da olsa etkiliyor. Gerek sağlık sektöründe, gerek finans sektöründe, gerekse hukuk sektöründe (ve özellikle de icra kısmında) bunların örneklerini gayet net görebiliyoruz. Dolayısıyla bir programcı olarak kendimizi sadece mantıkla sınırlandıramayız. Bu konuda en belirleyici etmenlerden birisi de Vicdan kavramıdır.
Bu kavramı bir örnekleme üzerinden anlatmak gerekirse; Bir adada mahsur kalmış, birisinin vicdanı ağır basan, diğerinin ise mantığı ağır basan iki kişi olduğunu ve adadaki yiyecek ve barınma ile ilgili kaynakların ise sadece 1 kişiye 1 hafta yetecek kadar olduğunu vbarsaydığımız "kurgusal" bir ortamda mantık, sizi "diğerini öldür, böylece fazladan 1 hafta daha sen hayatta kalabilirsin" fikrini empoze eder. Vicdan ise; "hayır, onu öldürürsen, sadece kendi ölümünü geciktirmiş olursun, bu adadan kurtulmak istiyorsan onun da yardımına ihtiyacın var" der... Burada mantığın yaklaşımı aslında o kadar da mantıklı değil, bunu görmek lazım. Vicdanın yaklaşımı ise hem birlikte var olmaya imkan tanıyor, hem de var olabilmek için yeni kapılar açıyor... Üstelik yükü de ödülü de paylaşabilmemizin yolunu açıyor...
Olaya biraz felsefi açıdan yaklaşmış olabilirim fakat sonuç olarak vicdansız bir mantıktan yana değilim. Mantık, vicdan varsa işe yarar, öbür türlüsü bizi robotlardan ayıran geriye ne kalıyor?
Dolayısıyla mükemmel ve çok mantıklı bir programcı olabiliriz ama bu, bir vicdan ile tamamlanamıyorsa malesef gerisi boştur...
Vicdan = kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili olarak bir yargıda bulunmaya yönelten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerinde dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de yükleyen içsel bir yetenektir. Yetenek olması hasebyile de herkeste bulunmaz...
Soruya verilen yanıtların ve sonrasında da yayınlanan gerekçenin açıklanmasıyla birlikte aslında bizden "iyi bir programcının nasıl bir tercihte bulunması gerektiği" ve bunu "mantık çerçevesinde yapması" gerektiği telkin ediliyor. Doğru bir telkin gibi gözüküyor fakat bir yönüyle eksik.
Konu her ne kadar mantık ekseninde foktan bir örnekleme üzerinden başlatılmış olsa da; bizler programcı olarak sadece mantığımızla hareket etmekle yükümlü değiliz. Bu noktada, mesleki açıdan "mantık", "Gerek Şart" olabilir, katılıyorum, mantık olmazsa bu iş baştan olmaz zaten. Ama her zaman için tek başına ve sadece mantık "Yeter Şart" değildir.
Bizler, programcı olarak yazdığımız kodlarla, yaptığımız işlerle, yani fiili eylemlerimizle de sorumlu ve yükümlüyüz. Yaptığımız işlerin sonuçları bir çok insanın hayatını, yaşam şeklini, gelirlerini ve giderlerini dolaylı da olsa etkiliyor. Gerek sağlık sektöründe, gerek finans sektöründe, gerekse hukuk sektöründe (ve özellikle de icra kısmında) bunların örneklerini gayet net görebiliyoruz. Dolayısıyla bir programcı olarak kendimizi sadece mantıkla sınırlandıramayız. Bu konuda en belirleyici etmenlerden birisi de Vicdan kavramıdır.
Bu kavramı bir örnekleme üzerinden anlatmak gerekirse; Bir adada mahsur kalmış, birisinin vicdanı ağır basan, diğerinin ise mantığı ağır basan iki kişi olduğunu ve adadaki yiyecek ve barınma ile ilgili kaynakların ise sadece 1 kişiye 1 hafta yetecek kadar olduğunu vbarsaydığımız "kurgusal" bir ortamda mantık, sizi "diğerini öldür, böylece fazladan 1 hafta daha sen hayatta kalabilirsin" fikrini empoze eder. Vicdan ise; "hayır, onu öldürürsen, sadece kendi ölümünü geciktirmiş olursun, bu adadan kurtulmak istiyorsan onun da yardımına ihtiyacın var" der... Burada mantığın yaklaşımı aslında o kadar da mantıklı değil, bunu görmek lazım. Vicdanın yaklaşımı ise hem birlikte var olmaya imkan tanıyor, hem de var olabilmek için yeni kapılar açıyor... Üstelik yükü de ödülü de paylaşabilmemizin yolunu açıyor...
Olaya biraz felsefi açıdan yaklaşmış olabilirim fakat sonuç olarak vicdansız bir mantıktan yana değilim. Mantık, vicdan varsa işe yarar, öbür türlüsü bizi robotlardan ayıran geriye ne kalıyor?
Dolayısıyla mükemmel ve çok mantıklı bir programcı olabiliriz ama bu, bir vicdan ile tamamlanamıyorsa malesef gerisi boştur...
Vicdan = kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili olarak bir yargıda bulunmaya yönelten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerinde dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de yükleyen içsel bir yetenektir. Yetenek olması hasebyile de herkeste bulunmaz...
YouTube Delphi Tips
"Mantıklı adam kendini dünyaya uyarlar; mantıksız adam ise dünyayı kendine uydurmakta inat eder. Bu nedenle, tüm ilerleme o inatçı adama bağlıdır." - George Bernard Shaw
"Mantıklı adam kendini dünyaya uyarlar; mantıksız adam ise dünyayı kendine uydurmakta inat eder. Bu nedenle, tüm ilerleme o inatçı adama bağlıdır." - George Bernard Shaw

